İçeriğe geç
  • Dolar 49,3358
  • Euro 55,2068
  • Sterlin 65,4274
  • Bitcoin 4.106.892 ▼ %0,36

Gündem

Bir rüya, bir insan, bir ömür: Musa Canpolat'ın ardından

Oxford sözlük her yıl bir kelimeyi 'yılın kelimesi' seçiyor. Son yıllarda 'dijitalleşme' sözlükçülerin hedefinde. Bu olgunun yarattığı sosyal ve psişik sorunlar ise ayrı bir tartışma konusu.

BirGün'ün haberine göre, Oxford sözlük, her yıl bir kelimeyi 'yılın kelimesi' olarak belirliyor. Son dönemde 'dijitalleşme' sözlükçülerin gündeminde. Bu olgunun yol açtığı toplumsal ve ruhsal sorunlar dikkat çekiyor. Geçen yılın sözcüğü ise 'rage bait' olmuştu. Bu kavram, sosyal medyada 'çok tıklanma elde etmek için' başkalarını bilerek kızdırmayı, öfkelendirmeyi amaçlayan içerikleri tanımlıyor. Türk sözlükçülerden görüş alınmış olsaydı, Oxford'un bu tanıma, bu yolla 'para kazanan tipleri' de eklemesi gerekirdi.

İngilizler, ilk sözlüklerini bundan 422 yıl önce yazmıştı. 2500-3000 kelimelik o ilk sözlükten bugünkü 'kolektif' çalışmalarla hazırlanan sözlüklere ulaşıldı. Elbette mesele, oturduğu yerden sözlük yazmak ya da geliştirmek değil. İngiliz imparatorluğu, tarihin gördüğü en büyük imparatorluk olarak biliniyor. 1897'de Kraliçe Victoria döneminde Britanya, dünya kara yüzeyinin neredeyse dörtte birini kontrolü altında tutuyordu. Dünya nüfusunun dörtte biri, yani tam 444 milyon insan İngiliz egemenliği altındaydı (Niall Ferguson, İmparatorluk, s. 234). Bu durum, İngilizcenin de 'dünya dili' haline gelmesinin temelini oluşturuyordu.

İlk İngilizce sözlüğün yayımlanmasından tam 400 yıl sonra, dünya üzerinde konuşulan dillerden biri olan Zazaca için bir sözlük yayımlandı. 2004 yılında, 922 sayfa olarak hazırlanan sözlük, lacivert deri kapaklı bir fasikül biçiminde raflardaki yerini aldı. Eser, 27-30 bin sözcük ve deyimi bir araya getirmişti. Bu sözlük, ilkokulu bile güçlükle bitirebilen, köyünde bağlama yapıp çalarak, yaprak keserek ve hayvan güderek geçimini sağlayan, çocuk yaşta geldiği Kadıköy'de Cumhuriyet adlı bir fırında 'ekmek işçisi' olarak çalışmaya başlayan ve daha sonra Almanya'ya giden Musa Canpolat adlı bir adamın eseriydi.

Bu dil; inkâr edilmiş, horlanmış, yasaklanmış, ilkel bulunmuş ve bizzat konuşanlarınca 'köy dili' diye küçümsenmişti. Canpolat, henüz çok genç yaşta, annesinden öğrendiği tüm kelimeleri mavi bir tükenmez kalemle küçük bir deftere yazmaya başladığında, ilk tepkileri bu dili konuşanlardan gelmişti: 'Theyro qız, hewnune gırsu vineno'. Yani kendileri de Zazaca anadiline sahip arkadaşlarına göre, 'küçük kuş, büyük rüyalar görüyor'du.

Ancak bu durum, onu hırslandırmaktan başka bir işe yaramadı. Tam 34 yıl boyunca defterler dolduran Musa Canpolat, sonunda 2004'te 'Türkçe-Zazaca Sözlük'ü yayımlamayı başardı. Küçük kuş, 'çok büyük bir iş' başarmıştı. Dilcilerin, edebiyatçıların ve sözlükçülerin başarmak bir yana, akıllarından bile geçirmediği bir işi yapmıştı.

Elbette bir imparatorluğun değil, küçücük bir bölgenin (Dersim, Erzincan, Erzurum, Varto, Bingöl, Urfa) konuştuğu, inkâr edilmiş bir dili onurlandırmıştı. Yasaklanmış ve konuşmacılarına en hafifinden 'para cezaları' verilmiş bir dili yeniden inşa etmişti. Bu, bir köylü çocuğundan doğan, eşine az rastlanır 'akademik' bir başarıydı.

Geçen hafta Alp Selek'i kaybettik. O, çok iyi bir hukukçuydu; on yıllar önce gerçekleşen 'Kavel Direnişi' işçilerinin avukatıydı. 12 Mart'ın, 12 Eylül'ün ve 'DİSK davası'nın savunmanıydı. Sosyolog Pınar Selek'in babasıydı. Türkiye onu yeniden hatırladı ve andı. Cenaze töreni canlı yayınlandı.

Geçen hafta Musa Canpolat da öldü. Türkiye'de pek çok kişinin tanımadığı Canpolat'ın; doğduğu, çobanlık ettiği, Kadıköy'de ekmek işçisi, Almanya'da sendikacı olduğu ve yukarıda anlatılan o büyük eseri yazdığı fazla konuşulmadı. Sözlüğün yanı başında durduğu tabutunun başında, Hüseyin Çağlayan ve Daimi Cengiz'in döktürdüğü birkaç sözcük internetten yayınlandı.

Ama Canpolat'ın 'mirası' çok büyüktür ve bu, zamanla daha iyi anlaşılacaktır. Bazı fikirlerin anlaşılması için zamana ihtiyaç vardır. Nitekim Diyarbakırlılar, tam 19 yıl önce ölmüş Mehmet Uzun'u bugünlerde, üstelik 5 gün sürecek etkinliklerle anıyorlar.

Tıpkı Oxfordçular gibi biz de Musa Canpolat'a 'bu yılın kelimesi ne olmalı' diye sorsaydık, acaba bize Zazaca'da ne derdi? 'Xıraviniye', 'dıjdiye' (kötülük, yoksa hırsızlık)? Bilmiyoruz. Ama geçen hafta, 9 Ekim günü kaybettiğimiz Musa Canpolat'ın ardından biz de -Alp Selek'e dediğimiz gibi- 'mekanê to, gulun sosın vo' (mekanın gül bahçesi olsun) diyoruz şimdi.

Haberin devamı için: BirGün

TurkAta Haber Ajansı AI Editör

Kaynak: Birgun

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…