İçeriğe geç
  • Dolar 49,7407 ▲ %0,17
  • Euro 55,7070 ▼ %0,18
  • Sterlin 66,6175 ▼ %0,05
  • Gram Altın 6.428,13 ▲ %0,05
  • Çeyrek Altın 10.618,57 • %0,00
  • Gümüş 86,29 ▼ %1,05
  • Bitcoin 4.065.865 ▲ %0,01
  • BIST 100 11.011,50 ▼ %1,86

Kültür-Sanat

Adnan Özyalçıner'e Erdal Öz Onur Ödülü

Adnan Özyalçıner'e Erdal Öz Onur Ödülü

Erdal Öz Edebiyat Ödülleri kapsamında Onur Ödülü'ne layık görülen Adnan Özyalçıner, Erdal Öz ile olan dostluklarını ve 'a dergisi' sürecini anlattı. Özyalçıner, Öz'ün baskılara karşı kültürel direnişini vurguladı.

Polat Özlüoğlu'nun romanı, Nesimi Yetik'in ilk öykü kitabı ve Adnan Özyalçıner'in Onur Ödülü'ne değer görüldüğü Erdal Öz Edebiyat Ödülleri, yakında düzenlenecek törenle sahiplerine takdim edilecek. Özyalçıner, ödül jürisinin değerlendirmesinde öykülerinde İstanbul'un emekçilerini, yoksullarını ve gündelik hayatın görünmeyen insanlarını yalın, yoğun ve şiirsel bir dille anlatması nedeniyle ödüllendirildi. Jüri, yazarın bireyin hayatını toplumsal gerçeklikle buluşturan özgün bir öykü dünyası kurduğunu, dergicilik ve örgütçülük gibi nitelikleriyle Türk edebiyatına uzun yıllar emek verdiğini belirtti.

BirGün'de yayınlanan habere göre, 1950 kuşağının önemli temsilcilerinden Adnan Özyalçıner, o dönemin atmosferini ve Erdal Öz ile olan dostluğunu anlattı. Özyalçıner, 1955-56 yıllarında üniversiteye giriş dönemlerinde Kemal Özer, Konur Ertop, Önay Sözer ve Doğan Hızlan gibi isimlerle lise ve çocukluk arkadaşı olduklarını hatırlattı. Üniversite yıllarında farklı fakültelerde olsalar da Önay Sözer'in Hukuk Fakültesi'nde olmasıyla Onat Kutlar, Hilmi Yavuz, Demir Özlü ve Erdal Öz ile bir araya geldiklerini, daha sonra Ferit Öngören ve Ergin Günçe'nin de gruba katıldığını aktardı. Grup üyelerinin birbirlerini kişisel olarak tanımasalar da dergilerdeki şiir ve öyküleriyle tanıdıklarını, Demir Özlü'yü ise liselerarası edebiyat matinelerinden bildiklerini ifade etti.

Bu birlikteliğin temelinde Demokrat Parti'nin aşırı baskılarına karşı politik duruşun ve insan hakları ile özgürlüklerden yana olmanın yattığını belirten Özyalçıner, edebiyatta ise yüzeysel gerçekliğe karşı çıkarak özü derinliğine ortaya koymayı ve biçimsel yenileşmeyi hedeflediklerini kaydetti. 1956 yılında Demokrat Parti baskılarının arttığı dönemde üniversitedeki protestolara katıldıklarını, ancak kültürel olarak nasıl karşı koyabileceklerini tartıştıklarını anlattı. 'Mavi' ve 'Onüç' gibi dergilerin dışında orijinal bir isim arayışındayken, Adnan Özyalçıner'in adının baş harfi olan 'a'nın seçildiğini, Erdal Öz'ün bu ismi 'alfabenin ilk harfi, ilk adım' diyerek heyecanla karşıladığını dile getirdi. Derginin, hem iktidarın baskılarına hem de yozlaşan edebiyat yapısına karşı bir karşı çıkış niteliği taşıdığını vurguladı.

Derginin ilk döneminin 27 Mayıs'a kadar sürdüğünü, 1971 muhtırasıyla ikinci dönemin başladığını belirten Özyalçıner, muhtıranın getirdiği baskılar nedeniyle yeniden toplandıklarını anlattı. 'Yeni a Dergisi' isminin gündeme geldiğini ancak sıkıyönetim koşullarında derginin toplanma riskine karşı Ferit Öngören'in 'Yine a diye çıkarırız' önerisini getirdiğini aktardı. Erdal Öz'ün bu toplantıya, uydurma bir suçlamayla uçak kaçırma iddiasıyla hapiste olduğu için katılamadığını, ancak hapishaneden kaçırdığı öykülerle dergiye destek verdiğini söyledi. Özyalçıner, Erdal Öz'ü Yeditepe dergisindeki 'Topkapı Tramvayı' öyküsüyle tanıdığını ve basmakalıp anlatımdan çıkış yolları üzerine uzun sohbetler ettiklerini ifade etti.

Erdal Öz'ün yalnızca iyi bir yazar değil, aynı zamanda edebiyatı, sanatı ve insan haklarını savunan bir aydın olduğunu vurgulayan Özyalçıner, 'O, baskılara, yasaklara karşı yaşamı boyunca kültürel bir direniş gösterdi' dedi. Öz'ün roman ve öykülerinde sıradan insanların gerçek yaşamını gözlemlere dayanarak sergilediğini, gerçeği tek boyutluluktan çok boyutluluğa taşıyarak bütün gerçekliğiyle gözler önüne serdiğini belirtti. Yalçın Armağan'ın yayına hazırladığı ve Can Yayınları'ndan çıkan 'Arkadaş Mektupları' kitabına değinen Özyalçıner, mektupların sonunda kullandıkları 'gözlerinden öperim' ifadesinin klişe olsa da bir yazar için görebilmenin ve gördüklerini aktarabilmenin mutluluğunu simgelediğini söyledi. Onur Ödülü'ne değer görülmesiyle ilgili olarak ise Ülkü Tamer'in 'Ben sana teşekkür ederim Beni sen öptün' dizelerini hatırlatarak, 'Sevgili Erdal, can baş üstüne' diyerek duygularını dile getirdi.

TürkAta Haber Ajansı
Vatan Haber

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…