İçeriğe geç
  • Dolar 49,5968 ▲ %0,07
  • Euro 55,6955 ▲ %0,07
  • Sterlin 66,1781 ▲ %0,08
  • Gram Altın 6.591,05 ▼ %0,07
  • Çeyrek Altın 10.804,61 • %0,00
  • Gümüş 90,77 ▼ %0,21
  • Bitcoin 4.065.025 ▲ %0,06
  • BIST 100 11.430,14 ▼ %2,49

Gündem

Helsinki'den Antalya'ya fosil yakıt tartışması

Helsinki'den Antalya'ya fosil yakıt tartışması

Helsinki'nin fosil yakıt reklamlarına yönelik kısıtlama girişimi, COP31 öncesi küresel iklim müzakerelerindeki hedeflerle çelişen bağımlılık sorununu gündeme taşıdı.

Finlandiya'nın başkenti Helsinki'de kömür, petrol ve doğalgaz tanıtımlarının kamusal alandan kaldırılmasını öngören girişim, kent meclisinde 7 Ekim'de görüşüldü. Henüz yürürlüğe girmiş bir yasak bulunmazken, mevcut açık hava reklam sözleşmelerinin 2035'e kadar süreceği belirtildi. Bu adım, iklim mücadelesinin sadece enerji üretimi değil, fosil yakıtların günlük hayattaki pazarlaması üzerinden de tartışılması gerektiğine işaret ediyor.

Cumhuriyet'te yayınlanan habere göre, Helsinki'nin bu kararı, yenilenebilir enerji yatırımlarının arttığı ancak fosil yakıt üretiminin sürdüğü bir döneme denk geliyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, eylül ayında New York'taki iklim zirvesinde ülkeleri fosil yakıtlardan çıkış için açık takvimler hazırlamaya çağırdı. Guterres, ulusal planların 1.5 derece hedefiyle uyumlu olması ve dönüşümün kırılgan toplulukları koruması gerektiğini vurguladı.

BM Genel Sekreter Yardımcısı Amina Mohammed ise COP31 öncesinde Fiji ve Tuvalu'yu ziyaret ederek, "Pasifik Adaları'nda bugün doğan her çocuğun büyüyüp, gelişip yuva olarak isimlendirdikleri adalarda yaşayabilmesi için acil önlemler almalıyız" ifadesini kullandı. Mohammed, sıcaklık artışının 1.5 derece sınırını geçici olarak aşmasının iklim mücadelesinden vazgeçme gerekçesi olamayacağını, COP28'deki taahhütlerin uygulanması gerektiğini belirtti.

COP28'de ülkeler, enerji sistemlerinde fosil yakıtlardan adil ve düzenli biçimde uzaklaşılmasında uzlaşmış; 2030'a kadar yenilenebilir enerji kapasitesinin üç katına çıkarılması ve enerji verimliliği iyileşme hızının iki katına yükseltilmesi çağrısı yapılmıştı. Ancak bu kararlar, bağlayıcı bir küresel çıkış takvimi içermiyor. Ülkeler enerji dönüşümünün gerekliliğini kabul etse de fosil yakıt tüketiminin azaltılma hızı konusunda görüş ayrılıkları devam ediyor.

Antalya'da 9-20 Kasım tarihlerinde düzenlenecek COP31 zirvesinde, Türkiye'nin başkanlığı ve Avustralya'nın müzakere başkanlığında elektrifikasyon ve iklim finansmanı konuları öne çıkacak. COP31 Başkanlığı'nın duyurduğu "35'e 35" girişimi, elektriğin küresel nihai enerji tüketimindeki payının 2035'e kadar yüzde 35'e çıkarılmasını hedefliyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) analizi, bu payın bugün yaklaşık yüzde 23 olduğunu ve mevcut teknolojilerle 2035'te yüzde 33'e ulaşabileceğini gösteriyor.

Ancak elektrifikasyonun tek başına fosil yakıtlardan çıkış anlamına gelmediği, artan elektrik talebinin yenilenebilir kaynaklarla karşılanması gerektiği belirtiliyor. Eylül ayında 92 sivil toplum kuruluşu, COP31 Başkanlığı'na gönderdikleri mektupta, elektrifikasyon hedefinin fosil yakıtlardan çıkış ve adil dönüşümle birlikte ele alınmasını istedi. Kuruluşlar, hedeflerin sadece yenilenebilir enerji artışıyla değil, fosil yakıt kullanımındaki gerçek azalmayla değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

İstanbul Politikalar Merkezi'nin (İPM) COP31 Diyalogları toplantısında, Türkiye'nin iklim taahhütlerini somut adımlara dönüştürmesi gerektiği ifade edildi. İPM İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin, elektrifikasyon hedefinin ancak yenilenebilir enerji ve fosil yakıtlardan uzaklaşma politikalarıyla desteklenirse inandırıcı olacağını belirtti. Şahin, Türkiye'nin kömürden kademeli çıkış için somut bir takvim oluşturması gerektiğine dikkat çekti.

İPM Araştırmacısı Onur Akgül de 2035'e kadar yüzde 35 elektrifikasyon hedefinin, fosil yakıtlardan çıkış hedefi ve yenilenebilir enerji politikalarıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Akgül, Türkiye'nin yenilenebilir enerji hedefleri ile 2038'e kadar emisyon artışı öngören Ulusal Katkı Beyanı arasındaki çelişkiye işaret etti. Helsinki'den Antalya'ya uzanan süreçte, iklim krizinin hızı ile siyasi kararların hızı arasındaki mesafenin kapanmadığı görülüyor.

TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…