İçeriğe geç
  • Dolar 49,3979 ▲ %0,03
  • Euro 55,6494 ▼ %0,18
  • Sterlin 65,3956 ▼ %0,16
  • Gram Altın 6.644,78 ▲ %1,51
  • Çeyrek Altın 10.816,51 ▲ %1,07
  • Gümüş 96,37 ▲ %2,79
  • Bitcoin 4.083.496 ▲ %0,20
  • BIST 100 12.265,98 ▲ %0,43

Teknoloji

Güney Kore'de RFID'li gıda atığı sistemi su ayırmayla israfı yüzde 30 azalttı

Güney Kore'de hanelerin gıda atığını RFID'li makinelerde gram gram ölçüp ücretlendiren sistem, suyunu ayırma sayesinde ortalama yüzde 30 kalıcı azalma sağladı. 2019-2022 verilerine göre RFID kullanan haneler diğer sistemlere kıyasla günde 69 ila 71 gram daha az gıda atığı üretti.

Güney Kore, hanehalklarının ürettiği gıda atığını gram gram ölçüp ücretlendirerek vatandaşları daha az atık üretmeye teşvik ederken, ağırlık bazlı Radyo Frekansı ile Tanımlama (RFID) sistemi hanelerin alışveriş, saklama ve tüketim alışkanlıklarını da değiştiriyor.

Güney Kore'de gıda atıklarının ayrı toplanmasına yönelik politikalar 1990'lı yıllarda başladı. Ülkede 1995'te hacme dayalı ücretlendirme sistemi uygulanmaya başlanırken, 2005'te gıda atıklarının doğrudan düzenli depolama alanlarına gönderilmesi yasaklandı.

Ülkede 2013'te gıda atıklarının işlenmesi sonucu ortaya çıkan atık suyun denize dökülmesinin de yasaklanmasıyla gıda atıklarının kaynağında azaltılması ve suyunun ayrıştırılması daha fazla önem kazandı.

RFID, radyo frekansı üzerinden kimlik tanımlamaya yarayan bir teknoloji. Güney Kore'nin gıda atığı sisteminde RFID kartı, atığı bırakan hanenin sistem tarafından tanınmasını ve atık miktarının ilgili kullanıcıyla ilişkilendirilmesini sağlıyor.

Vatandaş, gıda atığını RFID özellikli makineye bırakırken kartını okutuyor. Makinedeki tartım sensörü atığın ağırlığını ölçüyor, sistem bu miktarı kaydediyor ve ağırlığa göre tahmini ücreti gösteriyor.

Böylece önceki uygulamalarda olduğu gibi hanelerin ortak ücret ödemesi yerine her hane ürettiği gıda atığı miktarı üzerinden ücretlendiriliyor.

Güney Kore'deki Seul Ulusal Üniversitesinden Prof. Jung Kwangho, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2013'ten önce apartmanlarda yaşayanların gıda atığı ücretini ortak olarak ödediğini belirterek, bu uygulamanın atık miktarını azaltmak için yeterli teşvik oluşturmadığını ifade etti.

Jung, ortak ödeme sisteminin "atık miktarını azaltmak için hiçbir teşvik sağlamayan adaletsiz bir sabit ücret gibi işlediğini" belirtti.

RFID sisteminin vatandaşlara atık miktarı konusunda anlık geri bildirim verdiğini kaydeden Jung, "Dijital teraziler ağırlığı gram cinsinden, ücreti ekranda ve sesli olarak gösteriyor." dedi.

Atığın suyunu ayırmak yüzde 30 azalma sağladı

Jung, "Gıda atığının ağırlığının yüzde 70 ila 80'i su olduğu için vatandaşlar atıkları çöpe atmadan önce suyunu çıkarmaya ve kurutmaya yönelik alışkanlıkları hızla benimsedi. Bunun sonucunda ortalama yüzde 30'luk kalıcı azalmalar sağlandı." ifadelerini kullandı.

Sistemin vatandaşların ne kadar atık ürettiğini görmesini sağladığını anlatan Jung, bunun yalnızca atıkların suyunun ayrıştırılmasına değil, gıda alışverişi ve tüketim alışkanlıklarının değişmesine de katkıda bulunduğunu söyledi.

Güney Kore'de 2019-2022 verilerini inceleyen araştırmaya göre, RFID kullanan haneler, diğer sistemleri kullananlara kıyasla günde yaklaşık 69 ila 71 gram daha az gıda atığı üretti. Bu hanelerin daha yüksek atık kategorilerinde yer alma olasılığı da yüzde 18,7 ila 19,4 daha düşük çıktı.

Araştırmaya göre, gıda israfının çevresel ve kaynaklar üzerindeki etkileri konusunda daha bilinçli olan haneler daha az atık üretti.

Küçük ücret davranışı değiştirdi

Jung, RFID sisteminde aylık ücretin genellikle hane başına 1-2 dolar civarında olduğuna işaret ederek, ücretin düşük olmasına rağmen atık miktarının ve buna karşılık gelen maliyetin doğrudan görülmesinin davranış değişikliğinde etkili olduğunu vurguladı.

Eski sistemde vatandaşların ne kadar atık çıkardıklarına bakılmaksızın yaklaşık aynı miktarda ödeme yaptığını aktaran Jung, RFID sisteminde ise atığın görünür bir kişisel maliyete dönüştüğünü belirtti.

Jung, "Atık, görünür bir kişisel maliyete dönüşüyor. Bu da insanları daha dikkatli gıda almaya, öğünlerini planlamaya ve gereksiz israftan kaçınmaya teşvik ediyor." diye konuştu.

Teknoloji kadar kamu politikaları da etkili

Prof. Jung, RFID kartları, sensörler ve iletişim ağlarının doğru ölçüm yapılmasını sağladığını ancak sistemin başarısında teknoloji kadar kamu politikalarının da belirleyici olduğunu vurguladı.

Yerel yönetimlerin makine satın alma maliyetlerinin yüzde 70 ila 100'ünü karşıladığını, apartman yönetimleri ile sakinlerin ise bakım, elektrik, kart yönetimi ve cihazların çalışır durumda tutulması gibi süreçleri üstlendiğini dile getiren Jung, yerel düzeydeki bu işbirliğinin sistemin sürdürülebilmesi açısından önemli olduğunu ifade etti.

Jung, Güney Kore'deki sistemin yüksek yoğunluklu ve çok haneli konutların bulunduğu kentlerde başka ülkelere de uyarlanabileceğini ancak bunun için ayrı toplama altyapısı, düzenli bakım, yaptırım mekanizmaları ve halkın işbirliğinin gerektiğine dikkati çekti.

Çevre bilinci artarken, gıda israfı azalıyor

ABD'deki Clemson Üniversitesinden Dr. Zuyi Wang da araştırmalarında ücretlendirmenin yanı sıra çevre bilincinin de gıda israfının azaltılmasında etkili olduğunu kaydetti.

Wang, "RFID ağırlık bazlı sistemleri daha etkili çünkü bertaraf maliyetini daha görünür hale getiriyor ve gerçek atık miktarıyla daha yakından ilişkilendiriyor." ifadelerini kullandı.

Ağırlık bazlı ücretlendirmenin vatandaşları yalnızca daha az gıda atmaya değil, alışveriş ve saklama alışkanlıklarını değiştirmeye de yönlendirdiğine işaret eden Wang, "Ağırlık bazlı fiyatlandırma, hanelere daha dikkatli alışveriş yapmaları, gıdaları daha iyi saklamaları ve önlenebilir atıkları azaltmaları için daha güçlü bir teşvik sağlıyor." dedi.

Haber kaynağı: haberler.com

Kaynak: Haberler.com

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…