Kamu sağlık işçilerinden vergide adalet ve 40 saat çalışma talebi
Görsel: evrensel.net
Sağlık işçileri, çalışma süresinin 40 saate indirilmesi, esnek çalışmanın kaldırılması ve meslek tanımlarının netleştirilmesi taleplerinin toplu sözleşmeye eklenmesini istiyor.
Yeni dönem kamu çerçeve protokolü hazırlıkları devam ederken sağlık işçileri, toplu sözleşme süreçlerinin uzamasının ücret artışlarını geciktirdiğini vurguluyor. Çalışanlar, vergi kesintilerinin yeniden düzenlenmesi, haftalık çalışma süresinin 40 saate düşürülmesi, görev ve meslek tanımlarının belirginleştirilmesi ile iş güvencesinin korunması gerektiğini ifade ediyor.
Temmuz ayında sendikaların üyelik istatistikleriyle yetki durumunun büyük ölçüde netleşmesine karşın, yetki tespiti ve bürokratik süreçler nedeniyle toplu sözleşme görüşmelerinin aylar sonra başlayabildiği belirtiliyor. KÇP görüşmelerinin süresinin her dönem arttığına dikkat çeken sağlık işçileri, 2019-2020 döneminde yaklaşık 54 gün süren müzakerelerin 2021-2022'de 72 güne, 2023-2024'te 109 güne ve 2025-2026 döneminde 156 güne çıktığını aktarıyor. Sürecin uzaması nedeniyle ücretlerin yüksek enflasyon karşısında değer kaybettiği ifade ediliyor.
Kamudaki sağlık işçilerini kapsayan KÇP'de işçi tarafını Türk-İş ve Hak-İş ile bu konfederasyonlara bağlı yetkili sendikalar temsil ediyor. İşveren tarafında ise kamu işveren sendikası TÜHİS ve ilgili kamu kurumları yer alıyor. Sağlık iş kolunda Öz Sağlık-İş ve Türk Sağlık-İş de KÇP'ye bağlı toplu iş sözleşmesi süreçlerinde bulunuyor.
Zam farkının aylar sonra ödenmesinin alım gücünde ciddi kayba yol açtığını belirten bir sağlık işçisi, bürokratik işlemler nedeniyle toplu sözleşmenin 5-8 ay sonra kesinleşebildiğini söyledi. İşçi, "Ocakta zamlı alınması gereken ücret aylar sonra veriliyor. Toplu olarak eline geçtiğinde işçi 'İyi para geçti' diye düşünüyor ama bu süreçte yaşanan haksızlığı ve hak ettiği ücretten kaybolan maliyeti göremiyor" dedi. KÇP ve iş yeri toplu sözleşmelerinin yıl sonuna bırakılmaması gerektiğini belirten işçi, "Madem temmuzdaki istatistiklerde hangi sendikanın yetkili olacağı belli, görüşmeler önceden başlasın. Taleplerimiz netleşsin, pazarlıklar bitsin, ocak ayında da zamlarımızı alıp enflasyona yenilmeden haklarımızı alalım" ifadelerini kullandı.
Yeni dönemdeki taleplerin başında vergi kesintileri geliyor. Vergi dilimleri nedeniyle yıl içinde ücretlerin büyük bölümünün vergiye gittiğini aktaran işçi, "Biz 12 ay içerisinde neredeyse bir buçuk aylık maaşımızı vergiye veriyoruz" dedi. Bu sorunun doktorlardan hemşirelere, klinik destek çalışanlarından güvenlik ve temizlik işçilerine kadar tüm sağlık alanı çalışanlarını etkilediğini kaydeden işçi, vergide adaletin toplu sözleşmeyle sağlanmasını talep etti: "Vergi Kanunu değişmiyor diye beklemek zorunda değiliz. Toplu sözleşmeye koyarsınız; yüzde 15'e kadar olan kısmı işçi öder, yüzde 15'i aşan kısmı patron tarafından karşılanır."
Personel eksikliğinin sağlık işçilerinin çalışma koşullarını doğrudan etkilediğini belirten işçi, yeterli personel alınmaması nedeniyle mevcut çalışanların kendi görevleri dışındaki işlere yönlendirildiğini ve esnek çalışma uygulamalarının arttığını söyledi. Denkleştirme uygulamasının da sorun yarattığını vurgulayan işçi, şunları dile getirdi: "Bugün az çalıştırıp eve gönderiyor, ertesi gün 45 saat yerine 60 saat çalıştırıp diğer tarafa mahsup ediyor. İşçiye ihtiyaç duyulmadığı zaman gönderecek, ihtiyaç olduğu zaman çağıracak ve bunun karşılığında da ödeme yapmayacak. Üstüne üstlük halk sağlığını ilgilendiren bir iş kolunda iki sağlık işçisi yerine bir işçi çalıştırarak hem hastaların sağlığıyla oynuyorlar hem de iki işçinin işini tek işçiye yaptırıyorlar."
Sağlık işçilerinin bir diğer talebi ise meslek ve görev tanımlarının netleştirilmesi. Toplu sözleşmelerde çalışanların kendi unvanlarına uygun işlerde çalıştırılmasının öngörüldüğünü ancak görevlerin kapsamının açıkça tanımlanmadığını belirten işçi, bu durumun çalışanların meslekleri dışındaki işlere yönlendirilmesine neden olduğunu söyledi: "Görev tanımı ortada yok. Arkasından 'Patronun verdiği görevi yapmakla yükümlüdür' hükmü geliyor. Böyle olunca patron, çalışana mesleğinin dışında her işi yaptırabiliyor." Fiilen yapılan iş ile kayıtlı mesleğin farklı olmasının ileride hak kayıplarına yol açabileceğini aktaran işçi, "Bizim temel taleplerimizden biri iş tanımının belli olması ve bu işi kimin yapacağının açıkça belirtilmesi. Meslek tanımları da bizim kırmızı çizgimiz" dedi.
Kamu hastanelerinde görev yapan güvenlik işçilerinin kamu işçisi olmalarına rağmen unvanlarının hâlâ "özel güvenlik" olarak görünmesinin sorunlara yol açtığı belirtildi. Güvenlik kartının iptal edilmesinin işçinin işini kaybetmesiyle sonuçlandığına dikkat çeken işçi, bunun her durumda işten çıkarma gerekçesi olmaması gerektiğini ifade etti.
Sendikaların gündeminde kongre ve delege seçimlerinin öne çıktığını, iş yerlerinde ise toplu sözleşme taleplerinin yeterince tartışılmadığını belirten işçiler, taleplerinin toplu sözleşme taslaklarına yansıtılmasını istiyor.
THA - TürkAta Haber Ajansı