Kaos GL avukatlarından sert açıklama
Kaos GL yöneticileri ve gazetecilerin tutuklanmasının üzerinden 40 günü aşkın süre geçmesine rağmen iddianamenin henüz hazırlanmadığını belirten avukatlar, tutukluluğun fiilî rehin tutmaya dönüştüğünü savundu. Avukatlar, cezaevindeki hak ihlallerine dikkat çekerek müvekkillerinin serbest bırakılmasını talep etti.


Kaos GL Derneği yöneticileri, LGBTİ+ hak savunucuları ve gazetecilerin tutuklanmasının üzerinden 40 günü aşkın süre geçmesine rağmen iddianamenin henüz hazırlanmadığını belirten avukatlar, İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi'nde basın toplantısı düzenledi. Avukatlar, tutukluluk sürecinin fiilî bir rehin tutma uygulamasına dönüştüğünü ifade ederek, cezaevinde karşılaşılan hak ihlallerine dikkat çekti ve müvekkillerinin serbest bırakılmasını talep etti.
Bianet'te yayınlanan habere göre, avukat Kerem Dikmen, 12 Eylül'de başlatılan operasyonun üzerinden uzun bir süre geçmesine karşın somut delil sunulmadığını ve iddianamenin hazırlanmadığını vurguladı. Dikmen, tutuklama tedbirinin hukuki bir koruma aracı olmaktan çıkarak fiilen cezalandırma aracına dönüştüğünü söyledi. Operasyon kapsamında 13 Eylül'de Kaos GL'nin Ankara'daki ofisine baskın düzenlenmiş, bilgisayarlara el konulmuş ve derneğin yönetim ile denetim kurulu üyeleri gözaltına alınmıştı. Yedek üyeler adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, mevcut yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile Janset Kalan, Nedime Erdoğan, Umut Derin, Selin Berghan, Burçin, Metin ve gazeteci Tuğba Tekerek tutuklanarak Sincan Cezaevi'ne gönderilmişti.
Avukatlar, tutuklamalara gerekçe olarak derneğin sosyal medya hesaplarındaki içeriklerin gösterildiğini, emniyet sorgularında ise Instagram paylaşımlarının, fon kaynaklarının ve gazetecilik faaliyetlerinin sorulduğunu aktardı. Suçlamalara konu edilen dijital platformlara Türkiye'den bir buçuk yılı aşkın süredir erişilemediğini, bu durumun soruşturma dosyasındaki araştırma raporunda da yer aldığını belirten avukatlar, kolluk görevlilerinin içeriklere VPN ile ulaştığını düşündüklerini ifade etti. Açıklamada, müstehcenlik iddiası altında LGBTİ+ varoluşunun suçlulaştırılmasıyla karşı karşıya olunduğu kaydedildi.
Tutuklama koşullarının oluşmadığını savunan avukatlar, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 226. maddesindeki müstehcenlik suçunun cezasının altı aydan iki yıla kadar hapis olduğunu, bu sınırın tutuklama yasağı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini hatırlattı. Dernekler Kanunu ve ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine işaret eden hukukçular, dernek yönetiminde görev yapmanın tek başına suç faili olmak anlamına gelmeyeceğini vurguladı. Avukatlar, hiçbir suç delili yokken müvekkillerin özgürlüğünden peşinen yoksun bırakıldığını, bu durumun koruma tedbiri değil, tutuklama adı altında bir cezalandırma olduğunu dile getirdi.
Avukatlar, Sincan Cezaevi Kampüsü'ndeki müvekkillerinin tecrit, sağlık hizmetlerine erişimin engellenmesi ve kötü muamele gibi ihlallere maruz kaldığını açıkladı. Tutukluların bir arada kalma taleplerinin reddedildiğini, bazıların günlerce izolasyon altında tutulduğunu belirten avukatlar, trans aktivistlerin hormon tedavisi ve temel sağlık hizmetlerine erişiminin geciktirildiğini veya engellendiğini bildirdi. Üç tutuklunun can güvenliği gerekçesiyle kampüs içindeki başka bir cezaevine nakledildiği aktarıldı. Ayrıca, bir müvekkilin hekim gözetiminde çıplak muayeneye maruz bırakıldığı, üç müvekkilin ise infaz koruma memurları tarafından tehdit edildiği ve hakarete uğradığı öne sürüldü. Soruşturma aşamasında avukat haberi olmadan zorla kan ve idrar testi yapıldığı, telefon ve kişisel fotoğrafların incelenmesiyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiği iddia edildi.
Kaos GL'nin 32 yıldır insan hakları alanında çalıştığını hatılatan avukatlar, yasal faaliyetlerin suçlama konusu yapılmasının örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiğini belirtti. Operasyonun siyasi olduğunu savunan avukatlar, tutuklamaların kişi özgürlüğü, ifade ve basın özgürlüğü ile masumiyet karinesi açısından hak ihlali oluşturduğunu ifade etti. Avukatlar, suçlamaların düşürülerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesini, aksi takdirde derhal iddianame hazırlanmasını ve müvekkillerin serbest bırakılmasını talep etti. Açıklamanın sonunda, hukukun işlemediği yerde hiç kimsenin özgürlüğünün güvende olmadığı vurgulanarak, müvekkillerin savunma haklarının tanınması ve tahliye edilmeleri çağrısı yinelendi.
TürkAta Haber Ajansı
Vatan Haber