İçeriğe geç
  • Dolar 49,7746 ▲ %0,08
  • Euro 55,8683 ▼ %0,14
  • Sterlin 66,6848 ▼ %0,14
  • Gram Altın 6.384,76 ▼ %0,62
  • Çeyrek Altın 10.560,44 ▼ %0,55
  • Gümüş 86,16 ▼ %1,20
  • Bitcoin 4.006.771 ▼ %0,07
  • BIST 100 11.116,99 ▼ %0,92

Gündem

10 Ekim Katliamı'nın 11. Yılında Ankara'da Anma Töreni Düzenlendi

10 Ekim Katliamı'nın 11. Yılında Ankara'da Anma Töreni Düzenlendi

Ankara'da 10 Ekim 2015'teki barış mitingine yönelik IŞİD saldırısında yaşamını yitiren 104 kişi için anma töreni yapıldı. Ulus Metrosu'ndan Ankara Garı önüne yürüyen katılımcılar, saat 10.04'te saygı duruşunda bulundu ve yaşamını yitirenlerin isimlerini okudu.

Bizim Ankara'nın haberine göre, 'Emek, Barış ve Demokrasi' mitingine IŞİD tarafından düzenlenen ve 104 kişinin hayatını kaybettiği, 500'den fazla kişinin yaralandığı 10 Ekim Ankara Gar Katliamı'nın 11. yılında anma etkinlikleri gerçekleştirildi.

Katliamda yaşamını yitirenleri anmak amacıyla Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve 10 Ekim Barış Derneği'nin (10 Ekim-Der) çağrısıyla Ankara'da bir araya gelenler, Ulus Metro çıkışında toplandı.

Anmaya YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları, YENİ Parti milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Ali Mahir Başarır, DEM Partili milletvekilleri Mehmet Rüştü Tiryaki, Saruhan Oluç ve Öztürk Türkdoğan da iştirak etti.

Demokratik kitle örgütleri, siyasi parti temsilcileri, vatandaşlar ve katliamda yakınlarını kaybeden ailelerin yer aldığı kortej, Ulus Metrosu'ndan Ankara Garı önüne doğru yürüyüş gerçekleştirdi.

Kortejin Ankara Garı önüne ulaşmasının ardından saat 10.04'te hayatını kaybedenler için saygı duruşunda bulunuldu. Saldırıda öldürülen 104 yurttaşın isimleri tek tek okundu.

Anma töreni öncesinde DİSK, KESK, TMMOB, TTB ve 10 Ekim-Der tarafından yapılan ortak açıklamada, 11 yıl önce 10 Ekim 2015'te ülkenin dört bir yanından savaşa karşı barışı, sömürüye karşı emeğin hakkını, baskıya karşı demokrasiyi savunmak için Ankara Garı önünde buluştukları belirtildi.

Açıklamada, DİSK, KESK, TMMOB ve TTB olarak çağrısını yaptıkları 'Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi' için bir arada oldukları ifade edilerek, IŞİD'in gerçekleştirdiği çifte bombalı saldırı sonucunda 104 arkadaşlarını, yoldaşlarını kaybettikleri, 500'den fazla arkadaşlarının yaralandığı ve aradan 11 yıl geçmesine rağmen acılarının ilk günkü kadar taze, öfkelerinin ilk günkü kadar diri olduğu kaydedildi.

10 Ekim'in yalnızca bir katliam olmadığı vurgulanan açıklamada, bu katliamın bu topraklarda barışı kalıcı kılmak isteyenlere, savaşın değil müzakerenin, silahın değil diyaloğun egemen olmasını isteyenlere yönelik alçakça bir saldırı olduğu; aynı zamanda emeğinin hakkını isteyen, eşit, özgür ve demokratik bir ülkede yaşamak isteyen herkesin iradesine yönelmiş bir saldırı olduğu dile getirildi.

O gün katledilenlerin savaşa karşı barışın sesini yükseltmek için orada oldukları ifade edilen açıklamada, barışın yalnızca silahların sustuğu bir çatışmasızlık hâli olmadığı; adaletin, eşitliğin ve bir arada kardeşçe yaşama iradesinin adı olduğu, demokrasinin, eşit yurttaşlığın ve toplumsal adaletin tesis edilmediği bir barışın eksik ve kırılgan olduğu belirtilerek, 10 Ekim'de yitirilen canların barış ısrarının takipçisi oldukları aktarıldı.

Ülkenin bugün onlarca yıldır süren bir çatışmanın sona ermesi için yeniden tarihî bir eşiğin önünde olduğu ifade edilen açıklamada, silahların bırakılması ve çatışmaların durması yönünde atılan adımların ülkenin demokratik geleceği açısından önemsendiği ancak gerçek ve kalıcı barışın yalnızca silahların susmasıyla kurulamayacağı vurgulandı.

Açıklamada, Uluslararası Çalışma Örgütü'nün kuruluşundan bu yana taşıdığı temel ilkeye atıfta bulunularak 'Evrensel ve kalıcı bir barış ancak sosyal adalet temeline dayanır' denildi. Kürt sorunu özelinde kalıcı barışın inkâr ve güvenlik politikalarıyla değil; demokratik siyaset zemininde, eşit yurttaşlık ve temel haklar temelinde mümkün olduğu, barışın sadece bir güvenlik meselesine indirgenemeyeceği, demokratik ve eşitlikçi bir toplumun inşa süreci olduğu kaydedildi.

10 Ekim 2015'te katledilenlerin demokrasi için orada olduğu belirtilen açıklamada, düşünce ve ifade özgürlüğü için, örgütlenme ve toplanma hakkı için, farklı kimlik ve inançların bir arada, eşit yurttaşlar olarak yaşayabilmesi için orada oldukları; katliamın en kitlesel ve demokratik eylemlerden birinde, barış çağrısının en gür yükseldiği anda gerçekleşmiş olmasının tesadüf olmadığı, 10 Ekim Katliamı'nın emekçilerin barış ve demokrasi talebini susturma girişimi olduğu ifade edildi.

Bugün halk hızla yoksullaşırken, gelir dağılımı adaletsizliği artarken, emekçiler açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilirken, itiraz eden herkesin terörle, düşmanlıkla yaftalandığı bir düzen kurulmak istendiği belirtilen açıklamada, tam da bu yüzden 10 Ekim'de katledilenlerin savunduğu demokrasi talebinin bugün daha güncel ve daha acil olduğu vurgulandı.

İktidarın toplumsal rıza üretemediği için demokrasinin ve hukukun en temel ilkelerini ayakları altına aldığı, baskıyı artırdığı öne sürülen açıklamada, halkın iradesine karşı kayyum politikalarının, seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanması ve görevden alınmasının bir yönetim biçimine dönüştüğü; kadınların, gençlerin, LGBTİ+'ların ve makbul sayılmayan tüm kimliklerin sistematik bir ötekileştirme, nefret ve baskı politikasıyla karşı karşıya olduğu ifade edildi.

Gazetecilerin, siyasetçilerin, öğrencilerin tutuklanması; sendikal faaliyetlerin, basın açıklamalarının, hatta sosyal medya paylaşımlarının bile suç sayılması; grevlerin yasaklanması, üniversitelerin susturulması, dijital sansürün yaygınlaşmasının bir aczin göstergesi olduğu belirtilen açıklamada, demokrasinin sandıktaki seçime indirgenemeyeceği, demokratik ortamın konuşabildiğimiz, örgütlenebildiğimiz, itiraz edebildiğimiz, farklı kimliklerimizle eşit ve özgürce var olabildiğimiz bir düzen olduğu, ancak bugün demokrasiye yönelik müdahalelerin en ufak bir itirazı bile bastırmaktan seçme ve seçilme hakkına kadar uzandığı kaydedildi.

Açıklamada, 10 Ekim Katliamı'nın ardından 11 yıldır adalet arandığı, yargılama süreçlerinde faillerin bir kısmının cezalandırılmış olsa da bu katliamın arkasındaki asıl sorumluların korunduğu, katliamın göz göre göre geldiği, tüm istihbarat bilgilerine rağmen önlem almayanların, güvenlik bürokrasisindeki ihmallerin, katliama giden yoldaki denetimsizlik ve sorumsuzlukların ortaya çıkarılmadığı, gerçek sorumluların yargılanmadığı, bu nedenle vicdanların rahat olmadığı, 10 Ekim davasında adaletin sağlanmadığı ifade edildi.

Daha vahimi, katliamın ardından siyasi iktidarın idari, siyasi ve hukuki bütün süreçlerde kendi kusurunu ve sorumluluğunu reddeden bir tutum izlediği belirtilen açıklamada, bu tutumun yalnızca geçmişte yaşanan bir katliamın sorumluluğundan kaçmak olmadığı, aynı zamanda geleceğe ilişkin son derece ağır bir itiraf olduğu; başkentin ortasında, izinleri alınmış bir mitingde 104 insanın katledilmesinde dahi sorumluluk üstlenilmiyorsa, bunun anlamının yarın bu ülkenin herhangi bir kentinde, herhangi bir mitingde, yürüyüşte ya da demokratik eylem alanında benzer bir katliamın yaşanabileceği, yurttaşların can güvenliğinin sağlanamayabileceği ve siyasi iktidarın bir kez daha 'Bizim kusurumuz yok' diyebileceği ifade edildi.

Açıklamada, 11 yılın ardından kaybedilenlerin anısı önünde saygıyla eğildikleri, uğruna can verdikleri emek, barış ve demokrasi mücadelesini büyütme kararlılığını bir kez daha ilan ettikleri belirtilerek, barışın bir slogan değil eşit, özgür ve bir arada yaşama arzusu ve her saldırıda yeniden savunulan bir yaşam biçimi olduğu; demokrasinin yalnızca bir yönetim biçimi değil herkes için adalet, şiddetsiz, eşit ve özgürce bir arada yaşam olduğu ifade edildi.

Katliamın tüm sorumlularının açığa çıkarılması ve ihmali olan tüm kamu görevlilerinin yargılanması için yürütülen adalet mücadelesinden asla vazgeçilmeyeceği belirtilen açıklamada, emeğin, barışın ve demokrasinin egemen olduğu bir Türkiye'nin mutlaka kurulacağı ve 'Yaşasın Emek, Barış ve Demokrasi Mücadelemiz!' ifadelerine yer verildi.

TürkAta Haber Ajansı
Vatan Haber

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…