Bilim kurgu vaatleri neden gerçekleşmedi? Finans departmanları teknolojinin yönünü nasıl değiştirdi?
Mars'ta şehirler ve uçan arabalar yerine abonelik uygulamaları ve reklam algoritmalarıyla karşı karşıyayız. Teknolojinin yönünü artık mühendisler değil, finans departmanları belirliyor.
Geçmişte geleceğe dair okuduğumuz kitaplarda 2025 yılı için Mars'ta kurulmuş şehirler, evlerde görev yapan robot hizmetçiler ve havada süzülen otomobiller hayal ediliyordu. Kanserin büyük ölçüde çözüleceği, insanların hafta sonu tatilleri için Ay'a gideceği öngörülüyordu. O tarihe ulaştığımızda ise Mars'a yerleşemedik, uçan arabalara kavuşamadık. Buna karşılık, su içmeyi hatırlatan aylık abonelik gerektiren uygulamalar ve internete bağlanabilen tost makineleri geliştirdik. Bilim kurgunun vaat ettiği gelecek, ya teslim edilmedi ya da yanlış bir adrese ulaştı.
BirGün'de yayınlanan habere göre, 1960'lar ve 70'lerin bilim kurgu yazarları teknolojiyi insanlığın kurtuluşu olarak görüyordu. Arthur C. Clarke, Isaac Asimov ve Ursula K. Le Guin'in kurguladığı dünyalarda teknoloji, bireyi özgürleştiren ve toplumu dönüştüren bir araçtı. Bugün ise yapay zekâ geliştirebilecek seviyeye ulaşmamıza rağmen e-posta kutularımızda spam mesajlarla savaşıyoruz. Cep telefonlarımız, Apollo görevlerini Ay'a taşıyan bilgisayarlardan milyonlarca kat güçlü olmasına karşın bu işlem gücünün büyük bölümünü ekranlarda sonsuz kaydırma hareketine harcıyoruz. Bu durum, Formula 1 aracıyla markete ekmek almaya gitmeye benziyor; teknik olarak etkileyici, pratikte ise sorgulanabilir bir tercih.
Bilim kurgu yazarlarının temel sorusu teknolojik olarak neyin mümkün olacağıydı. Gerçek dünyanın sorusu ise hangi teknolojinin daha çok para kazandıracağı oldu. Bu iki soru bazen örtüşse de çoğu zaman ayrışıyor. Uçan araba geliştirmek mümkün görünse de reklam gösterim verimini artıran bir algoritma çok daha kârlı bulunuyor. Mars kolonisi kurmak heyecan verici olsa da insanların ekran başında geçirdiği süreyi uzatmak yatırımcılar için daha cazip. Bu yüzden gelecek, bilim kurgunun öngördüğü yıldızlararası uygarlıklar yerine premium üyelik seçenekleri sunan bir rotaya girdi. İnsanlığın yönünü mühendisler değil, finans departmanları belirledi.
Çocukluğumuzda bize vaat edilen teknoloji, robotların ev işlerini üstlenip insanların yaratıcılığa zaman ayıracağı bir dünyaydı. Ancak gelinen noktada robotlar resim çiziyor, müzik besteliyor ve şiir yazıyor. Yapay zekânın yaratıcı işlerde bu kadar ilerlemesi beklenmiyordu. Buna karşılık bulaşık yıkamak, ev temizliği, çamaşır ve ütü gibi işler hâlâ insanlara kaldı. Bir algoritmanın roman yazabileceğini öngörenler haklı çıktı, ancak insanın banyo temizlemeye devam edeceğini öngörenler azınlıktaydı.
Bilim kurgu, teknolojik gelişmeleri büyük ölçüde doğru tahmin etti. Akıllı telefonlar, görüntülü görüşmeler, yapay zekâ ve sesli asistanlar hayatımıza girdi. Hatta bazı yazarlar sosyal medyanın temel mantığını bile öngördü. Yanlış çıkan şey teknoloji değil, insan davranışı oldu. Teknoloji hızla ilerlerken insan davranışları döngüsel bir seyir izliyor. Daniel Kahneman ve Amos Tversky'nin ortaya koyduğu bilişsel önyargılar, milyonlarca yıl önce olduğu gibi bugün de varlığını sürdürüyor. Kabilecilik, komplo teorileri ve dikkat dağınıklığı hâlâ hayatımızda. Süper bilgisayarları kullanan beyin, yüz binlerce yıllık evrimsel bir tasarım olarak taş devri psikolojisiyle uzay çağı teknolojisini birleştiriyor.
Buradan teknolojinin işe yaramadığı sonucu çıkarılmamalı. İnsanlık tarihinin en uzun yaşam sürelerine ulaştık. Pek çok hastalık bilimsel ilerlemeler sayesinde kontrol altına alındı ve bilgiye erişim tarihte hiç olmadığı kadar kolaylaştı. Bilim kurgu tamamen yanlış çıkmadı, eksik çıktı. Teknolojik ilerleme büyük ölçüde gerçekleşti ancak toplumsal ilerleme aynı hızda olmadı. Sorun motorun gücünde değil, direksiyondaki türde. Teknolojiyi suçlayan analizler, insan davranışını görünmez hale getiriyor.
Belki de aslında bilim kurgu geleceğinde yaşıyoruz ama bunu fark etmiyoruz. Yapay zekâ, genetik mühendisliği, kuantum hesaplama ve otonom sistemler hayatımızda. Sorun, bu teknolojilerin eşit dağılmamış olması ve bizi otomatik olarak daha akıllı ya da bilge yapmaması. Teknoloji ahlak, empati ve muhakeme üretmiyor; bunlar hâlâ insan işi. Çocukken okuduğumuz bilim kurgu kitapları yanlış olmayabilir, yanlış olan beklentilerimizdi. Geleceğin bütün sorunları çözeceğini düşündük, oysa gelecek yalnızca yeni araçlar getirdi. Bu araçları nasıl kullanacağımıza yine biz karar veriyoruz. Bazen kanser tedavileri geliştiriyor, bazen evrenin başlangıcını araştırıyor, bazen de gelişmiş bilgisayarlarla bir kedinin salatalık karşısındaki tepkisini izliyoruz. Bilim kurgu yazarlarının asıl hatası belki de teknolojiyi fazla ciddiye alıp insanı yeterince tanımamalarıydı. Teknoloji sektöründe otuz küsur yıl geçirmiş biri olarak söyleyebilirim: Uçan araba yapmak zor olabilir, ama insanlığı güncellemek çok daha zor.
TürkAta Haber Ajansı