İçeriğe geç
  • Dolar 49,3979 ▲ %0,03
  • Euro 55,6494 ▼ %0,18
  • Sterlin 65,3956 ▼ %0,16
  • Gram Altın 6.644,78 ▲ %1,51
  • Çeyrek Altın 10.816,51 ▲ %1,07
  • Gümüş 96,37 ▲ %2,79
  • Bitcoin 4.083.496 ▲ %0,20
  • BIST 100 12.265,98 ▲ %0,43

Gündem

Yalnız kuşak: 'Gençler bambaşka bir dünyada yaşıyor'

Yalnız kuşak: 'Gençler bambaşka bir dünyada yaşıyor' 11.10.2026 Diken Kalabalıkta sıradan bir insan olmayı öğrenmek elbette sarsıcı ve yalnızlaştırıcı bir süreç. Ama gençler hiç olmadığı kadar yalnız hissediyor. The post Yalnız kuşak: 'Gençler bambaşka bir dünyada yaşıyor' appeared first on #site_linkat 11.10.2026 .

Kalabalıkta sıradan bir insan olmayı öğrenmek elbette sarsıcı ve yalnızlaştırıcı bir süreç. Ama gençler hiç olmadığı kadar yalnız hissediyor. Peki ama niye?

Kendini 25 yaşında bir erkek olarak tanıtan bir Reddit kullanıcısı eylülde 'r/ForeverAlone' (Sonsuza Dek Yalnız) forumuna şu soruyu yazdı: 'Temas yokluğuyla nasıl başediyorsunuz? Muhtemelen ömür boyu yalnız kalacağım.'

Eskiden cinsel ilişki yokluğundan yakınırmış, şimdiyse yalnızca birine sarılmayı özlüyor: ''Pek arkadaşım yok, olanlarla da fiziksel yakınlığım yok. Artık aileme de pek sarılmıyorum. Bazı günler sevdiğim birine sarılmaya o kadar muhtaç hissediyorum ki.''

20 yaşındaki bir kullanıcı da üniversite yıllarını hayatının en yalnız dönemlerinden biri sayan başka biri olup olmadığını soruyordu:

''Öğle yemeğini tek başıma yiyorum, derse gidiyorum, eve dönüyorum, ders çalışıyorum ve her gün aynı döngü. En zoru da akşamlar ve hafta sonları… İnsanlarla bağ kurmaya hasretim ama birlikte dışarı çıkabileceğim, hatta konuşabileceğim kimsem yok.''

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Sosyal İlişki Komisyonu'nun 2025 raporuna göre dünyada 'en yalnız hisseden kesim' gençler. Rapora göre 13–29 yaşındakilerin yüzde 17 ila 21'i yalnız hissettiğini söylüyor.

38 ülkeden 1 milyonu aşkın gençle yapılan başka bir araştırmaya göre 2002-2022'de birçok bölgede gençlerin yalnızlık hissi arttı.

'Sosyal körelmeden korkuyorum'

The Guardian'a konuşan klinik psikolog ve 'The Lonely Generation' (Yalnız Kuşak) kitabının yazarı Michelle Lim, gençleri bu yüzyılda neyin yalnızlığa ittiği sorusunun peşine düştü.

''Çocukluğun özü son yıllarda başkalaştı'' diye yazdı Lim.

Lim'e göre yalnızlığı ağırlaştıran etkenlerin listesi uzun: Aşırı rekabetçi eğitim kültürü, dijital teknoloji, Covid'in süregelen etkisi, ailelerin küçülmesi, ev-iş dışında insanların toplaştığı kafe, kulüp, kütüphane gibi mekanların azalması, hayat pahalılığı, otomasyon…

Yalnızlık üstüne çalışan öncü akademisyenlerden Lim, gençlerin anlamlı bir bağ kurabileceği fırsatların giderek azaldığı görüşünde: ''Korktuğum şey sosyal körelme. İnsanlar yalnızlığa alışıyor.''

''Eğitim sistemi akademik başarıyı önceliyor ve bunun bazı bedelleri var'' diyor Lim.

Okul sonrası özel dersler, öğrencilerin 'geleceğini belirleyen' sınavlar ve ailelerin çocukları iyi niyetle yazdırdığı sayısız okul dışı etkinlik 21'inci yüzyıl eğitiminin belirgin özellikleri.

Aileler böyle davranmazsa ellerinden geleni yapmamış olacaklarını ve çocuklarının geri kalacağını düşünüyor, diyor Lim.

Gelgelelim çocukların hakiki sosyal bağlar geliştirebilmesi için dinlenmeye, özgürce oynamaya ve boş vakte ihtiyacı var. Bu bağlar henüz filizlenen sosyal becerilerinin gelişmesi ve aile dışında bir kimlik duygusu kazanmaları için mühim.

''Ders çalışmaya ayrılan her ek saat, başka önemli becerilerden çalınıyor'' diyor Lim. ''Akademik olarak başarılı ama yetişkinliğin zorluklarıyla baş edecek sosyal donanımdan yoksun bireyler yetiştirme riskiyle karşı karşıyayız.''

'Instagram'ınızı alıyorlar ama bir daha konuşmuyorsunuz'

Lim'e göre özellikle liseden üniversiteye, mesleki eğitime ya da iş hayatına geçiş süreci yalnızlık bakımından 'kırılma noktası' oluyor.

Gençler her gün aynı yüzleri gördükleri, geliş-gidiş saatleri belli sıkı bir düzene sahip lise ortamından ayrılıp yepyeni ve kalabalık bir insan topluluğuna adım atıyor.

Üstelik bu geçiş sürecinde gençlerin sosyal etkileşim arzusu tavan yapıyor.

Öte yandan beynin prefrontal korteksinin bu dönemde hala geliştiğini ve ergenliğin daha yıllarca süreceğini de düşünürsek, bu dönem bir tür kendini sorgulama ve yalnızlık dönemine dönüşebiliyor.

Lim'e göre zaten sancılı geçiş dönemi artık daha farklı deneyimleniyor: ''Bu kuşağın gençleri bambaşka bir dünyada yaşıyor.''

Nitekim 21'inci yüzyılda ergenlik ve gençlik döneminde arkadaşlık kurmanın yöntemi de farklı.

''Her gün yeni biriyle tanışabiliyorsunuz'' diyor 20 yaşındaki Sri Lankalı öğrenci Pathinayake ve şöyle ekliyor: ''Instagram hesabınızı alıyorlar ama bir daha konuşmuyorsunuz.''

Bir başka öğrenciye göre de sosyal medyada insanları takip etmek ya da paylaşımları beğenmek hakiki iletişimin yerini alıyor fakat 'ihtiyacı karşılamıyor.' Ama sosyal medyanın bazen bir ilişkiyi sürdürmeyi sağladığını söylüyor.

''Sosyal medya büsbütün kötü bir yenilik değil'' diyor Lim. Yine de sosyal medyanın yol açtığı dopamin sarhoşluğundan, ilişkilerdeki tatmini köreltmesinden ve halihazırda yalnız kişileri gerçek hayattaki ilişkilerden iyice soğutabileceğinden endişeleniyor.

Ama Lim'in araştırmaları işin olumlu tarafına da dikkat çekiyor. Sosyal medya, dışlanan gençlere dayanak olabiliyor, hatta kimine dünyaya açılan bir pencere sunabiliyor. ''Dijital dünya düşman değil'' diyor Lim.

Yalnızlık döngüsü riski

Lim'i asıl kaygılandıran kızının gelecekte bir yapay zeka avatarını en yakın arkadaşı diye tanıtma ihtimali. İster farklı kıtalardaki iki insan arasında olsun ister insanla yapay zeka arasında, sanal ilişkilerde yüz yüze ilişkilerdeki sürtüşme azalıyor, fiziksel temas ise hiç yok.

''İnsanlarla geçinmek elbette zor'' diyor Lim. ''Ama ilişkilerin güzelliği de bu ya. İnsanlar bizi zorluyor, farklı düşünmeye itiyor ve empati yetimizi sınıyor. Gerçek insanlarla ilişki kurmayı unutma riskiyle karşı karşıya olabilir miyiz?''

Lim'e göre 'yalnızlık döngüsü' gençler için bir tuzak. Yalnızlık insanın sosyal ilişkileri daha tehditkar algılamasına yol açtığı için kişi sosyal hayattan elini ayağını çekmeye başlıyor, insanlarla daha az görüşüyor ve böylece giderek yalnızlaşıyor.

Ama toplumu saran daha büyük bir döngü var: 'Sosyal kopukluk krizi.'

Lim, kitabında, gelecekte sosyal etkileşimin bir tür uğraşa ya da egzersize dönüştüğü bir senaryo kuruyor. Halihazırda yalnızlıkla mücadele etmek için ücretli uygulamaların ve etkinliklerin piyasaya sürüldüğüne dikkat çekiyor.

Lim'e göre yalnızlık, bilhassa gençlerin yalnızlığı, bir uyarı niteliğinde. Toplumsal dünyayı gözden geçirmemizi öneriyor: ''Burada bir 'biz' sorunu var.''

Kaynak: Diken

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…