Yapıcıoğlu'ndan Kürt Meselesi ve Süreç Değerlendirmesi
HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Rudaw TV canlı yayınında Terörsüz Türkiye süreci, anayasal eşitlik ve kardeşlik hukuku üzerine açıklamalarda bulundu. Yapıcıoğlu, Kürtlerin de Türkler gibi ülkenin sahibi olduğunu vurgulayarak silahların bırakılmasının çözümün önünü açacağını belirtti.
HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Rudaw TV canlı yayınında partisinin kongre hazırlıkları, Cumhur İttifakı ile ilişkiler, Terörsüz Türkiye süreci ve Kürt meselesinin çözümü gibi gündemdeki başlıkları ele aldı. Yapıcıoğlu, Kürtlerin ve Türklerin ülkenin eşit sahipleri olduğunu belirterek, yüz yılı aşkın süredir devam eden sorunların çözümünde silahların devreden çıkarılması, anayasal eşitliğin sağlanması ve kardeşlik hukukunun oluşturulması gerektiğini ifade etti.
Cumha'da yayınlanan habere göre, partisinin devam eden kongre sürecine ilişkin bilgi veren Yapıcıoğlu, büyük kongrenin nisan veya mayıs ayında yapılmasının planlandığını açıkladı. Genel başkanlık görevine yeniden aday olup olmayacağı sorusuna yanıt veren Yapıcıoğlu, parti içi kararların istişare ile alındığını vurguladı. Dört kez genel başkan seçildiğini ancak hiçbir zaman kendisinin aday olmadığını hatırlatan Yapıcıoğlu, "Ben dört kez genel başkan olarak seçildim ve bir kez bile kendim aday olmadım. Arkadaşlarım beni uygun gördüler. Eğer partide beraber çalıştığımız kardeşlerimizden, yetkililerimizden 'Bu görevi, bu ağır yükü bir dönem daha omuzlamanı istiyoruz' şeklinde bir talep gelirse, boynumuzu büker ve kabul ederiz. Bizim tüm işlerimiz istişare iledir. Kendi içimizde istişare edeceğiz ve ne karar çıkarsa ona uyacağız." dedi.
Hükümetle ilişkileri ve Cumhur İttifakı içindeki konumlarına değinen Yapıcıoğlu, siyasi ilkelerinden taviz vermediklerini belirtti. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan'a destek verdiklerini ancak ittifak içinde olmanın hükümetin tüm politikalarını koşulsuz desteklemek anlamına gelmediğini söyledi. Yapıcıoğlu, "Hükümet yanlış adım attığında, onu mutlaka eleştirdik, itirazımızı yaptık. Yani biz hiçbir zaman duruşumuzdan, fikrimizden uzaklaşmadık ve ittifakta da bu şartla yer aldık. Eğer bir kişi veya parti bir hata yaparsa, samimi bir niyetle o hata söylenir ve beraberinde doğru yolun ne olduğu da söylenirse, bu o şahıs için bir iyiliktir." ifadelerini kullandı. Eleştirinin yapıcı bir işlev taşıdığını vurgulayan Yapıcıoğlu, kendisi için de benzer bir yaklaşım sergilediğini belirterek, "Çünkü ben kendim için şöyle düşünüyorum; bir yanlışım veya bir eksiğim varsa, birinin bana bunu söylemesi o yanlışı düzeltmem veya eksiğimi tamamlamam için bana yapılmış bir iyiliktir. Hükümetle ilişkimiz de bu şekildedir. Çözüm sürecinde önemli bir rol üstlendik. Bundan sonra da Kürt meselesinin çözümü konusunda üstümüze düşeni yapmaya hazırız." diye konuştu.
Terörsüz Türkiye süreci ve Kürt meselesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yapıcıoğlu, sorunun yüz yılı aşkın süredir devam ettiğini ve çözülmesi gerektiğini söyledi. 2013'te başlayan çözüm sürecinin başarısızlığında, meselenin terör örgütü PKK'nın silah bırakmasına bağlanmasının temel hatalardan biri olduğunu savunan Yapıcıoğlu, iki konunun ayrıştırılması gerektiğini belirtti. Silahların çözümün önündeki en büyük engel olduğunu dile getiren Yapıcıoğlu, "Biz o gün de 'PKK'nın silah bırakması ayrı bir meseledir; evet, PKK'nın silah bırakması lazımdır' dedik. Zira PKK'nın elindeki silah çözüm getirmez, aksine Kürt meselesinin çözümünün önünde en büyük engeldir, bir düğümdür." şeklinde konuştu. Silahların tamamen bırakılmasının siyasi çözüm arayışlarına katkı sağlayacağını belirten Yapıcıoğlu, "İnanıyoruz ki bugün bu aşama geçilirse, yani silahın aradan çıkması ve silahlardan tamamen vazgeçilmesi durumu gerçekleşirse; halkın ve siyasetin önünde yepyeni bir yol açılacaktır. O zaman çözüm daha da kolaylaşacaktır." dedi.
Silah bırakma görüşmelerinin örgütün lideriyle yürütülmesini doğru bulan Yapıcıoğlu, Kürt meselesinin tek bir örgüt, parti veya kişiyle çözülemeyeceğini vurguladı. Sorunun tarihsel ve toplumsal boyutlarına dikkat çeken Yapıcıoğlu, çözüm için farklı kesimlerin görüşlerinin alınması gerektiğini ifade etti. Yapıcıoğlu, "Kürt meselesinin tek bir örgütle, tek bir partiyle veya tek bir şahısla görüşülmesi mümkün değildir. Zira bu mesele çok büyük bir meseledir ve muhatap tüm Kürt milletidir. Yüz yıldır devam eden bu kriz, bu hastalık ve bu kırgınlık elbette çok boyutludur ve durumuna, kitlesine göre tüm taraflarla konuşulması gerekir." dedi. Terörist başı Abdullah Öcalan'ın durumuna ilişkin soruları da yanıtlayan Yapıcıoğlu, toplumun şu an Öcalan'ın serbest bırakılmasına hazır olmadığını düşündüğünü ancak kalıcı barış için bunun ağır bir bedel olmayabileceğini belirterek, "Ancak eğer kan tamamen duracaksa ve gerçekten kalıcı bir barış olacaksa, bunun bedeli Öcalan'ın serbest bırakılması bile olsa, bu çok ağır bir bedel değildir." açıklamasını yaptı.
Kürt meselesinin çözümünde anayasal güvencelerin önemine dikkat çeken Yapıcıoğlu, Kürtlerin cumhuriyetin kurucu unsurlarından biri olduğunu savundu. Yapıcıoğlu, "Kürtler, bu cumhuriyetin kurucu unsurlarıdır. Bu cumhuriyet kurulduğunda Kürtler ve Türkler beraberdi. Yani Türklerin rolü ne ise Kürtlerin rolü de odur. Kürtler de Türk kardeşleri gibi bu ülkenin sahibidirler. Bu anayasada görülür ve tanınırsa belki Kürt ve Türk arasında bir fark kalmaz. Türk'ün hakkı neyse Kürt'ün de hakkı odur." dedi. Tarihsel kardeşlik bağlarının hukuki karşılığının olması gerektiğini vurgulayan Yapıcıoğlu, önerilerinin parlamento raporunda da yer aldığını hatırlatarak, "1000 yılı aşkındır Kürtler ve Türkler kardeştir, bu kardeşliğin gerçek bir kardeşlik olması gerekir. Hem resmiyette hem de fiiliyatta var olmalıdır. Hatta şunu söyledik, parlamentonun resmi raporunda da bu sözümüz yer aldı; kardeşlik hukukunun inşa edilmesi gerektiğini söylüyoruz." ifadelerini kullandı. Somut hukuki düzenlemeler yapılması çağrısında bulunan Yapıcıoğlu, "Yani kardeşliğin edebiyatı çok yapıldı, kardeşlik üzerine çok şarkılar söylendi, çok şiirler yazıldı; biz diyoruz ki gelin bunun hukukunu da inşa edelim." diye ekledi.
Siyasi ilişkilerde diyalog ve adalet anlayışını benimsediklerini belirten Yapıcıoğlu, geçmişteki anlaşmazlıkların kalıcı düşmanlığa dönüşmemesi gerektiğini söyledi. İslami siyaset anlayışlarının temelinde adaletin olduğunu belirten Yapıcıoğlu, Hazreti Yusuf ve Hazreti Muhammed'in tutumlarını örnek gösterdi. Yapıcıoğlu, "Biz, bizi yok etmek isteyen kişinin bile iyiliğini istiyoruz. Çünkü siyaset diyalog işidir. Biz Müslümanız, herkesin Hazreti Âdem ve Havva'nın çocukları olduğunu, herkesin eşit olduğunu söylüyoruz. Bizim örneklerimiz Allah'ın peygamberleridir." dedi. Hazreti Yusuf'un kardeşlerini affetmesini ve Hazreti Muhammed'in Mekke'nin fethinde gösterdiği hoşgörüyü hatırlatan Yapıcıoğlu, "Hazreti Yusuf (Aleyhisselam), kendisini kuyuya atan kardeşlerine muktedir olduğunda ne yaptı? 'Bugün size hiçbir kınama yoktur. Allah sizi affetsin.' dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Mekke'nin fethinden sonra kendisine zulmeden akrabalarına, 'Ben de kardeşim Yusuf gibi diyorum, bugün size hiçbir kınama yoktur.' diyerek onları serbest bıraktı." şeklinde konuştu. Kendilerine zarar verenlere bile selam verildiğinde affedicilik gösterdiklerini belirten Yapıcıoğlu, "Biz de diyoruz ki: Bize bir zarar vermiş olsa bile, kim bize 'Selamun Aleyküm' derse 'Allah seni affetsin' deriz. Biz, husumetin ve düşmanlığın taraftarı değiliz. Ancak eğer onlar bunu istemezse bu da onların tercihidir." diyerek sözlerini tamamladı.
TürkAta Haber Ajansı
Vatan Haber