İçeriğe geç

Menü

Anasayfa
SiyasetCumhurbaşkanlığı
Bakanlıklar
TBMMSiyasi PartilerGenel Merkezİl / İlçe Başkanlıkları
KamuKamu KurumlarıMülki İdareValiliklerKaymakamlıklar
Güvenlik
Yerel YönetimlerBüyükşehir ve İllerİlçelerBelediyeMuhtar
Ankara Gündem
DünyaNATOUluslararası KuruluşlarBirleşmiş MilletlerAvrupa Birliği
Ekonomi
Yerel
Marmara
Ege
Akdeniz
İç Anadolu
Karadeniz
Doğu Anadolu
Güneydoğu Anadolu
SporFutbolBasketbolVoleybolHentbolGüreşAtletizmTenisYüzmeMotor SporlarıDövüş Sporları / BoksE-SporAmatör SporEngelli Sporları / Paralimpik
ASAYİŞ
STKToplum ve YaşamSivil Toplum Kuruluşları
Özel Haber
  • Dolar 49,3477 ▲ %0,17
  • Euro 55,2707 ▼ %0,24
  • Sterlin 65,3383 ▼ %0,06
  • Gram Altın 6.654,32 ▲ %1,65
  • Çeyrek Altın 10.816,51 ▲ %1,07
  • Gümüş 96,51 ▲ %2,93
  • Bitcoin 4.067.493 ▲ %1,24
  • BIST 100 12.265,98 ▲ %0,43

Gündem

HÜDA PAR Genel Merkezi: "Fon krizi bütün yönleriyle araştırılmalıdır"

HÜDA PAR Genel Merkezi, haftalık gündem değerlendirmesinde fon krizinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda hukuki ve toplumsal bir güven meselesi olduğunu belirterek mağduriyetlerin giderilmesini ve denetim zafiyetlerinin araştırılmasını istedi. Açıklamada üniversite hastanelerinde çalışan sağlık personelinin eş durumu mağduriyetleri ile televizyon ve dij

HÜDA PAR Genel Merkezi tarafından yayımlanan haftalık gündem değerlendirmesinde, son dönemde kamuoyunun gündemine gelen fon krizi, üniversite hastanelerinde eş durumu nedeniyle yaşanan tayin sorunları ve dijital mecraların aile yapısına etkileri ele alındı. Açıklamada, fon krizinin bütün yönleriyle araştırılması, yatırımcıların haklarının korunması, aile bütünlüğünü gözeten personel düzenlemelerinin hayata geçirilmesi ve çocukların dijital ortamdaki risklere karşı korunması çağrısında bulunuldu.

"Fon krizi yalnızca ekonominin teknik bir meselesi olarak görülemez"

Fon krizinin binlerce kişinin birikimini ve geleceğini ilgilendirdiği belirtilen HÜDA PAR açıklamasında, yaşananların yalnızca ekonomik boyutuyla değerlendirilmemesi gerektiği vurgulandı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Son dönemde yaşanan fon krizi, yalnızca sermaye piyasalarının veya ekonominin teknik bir meselesi olarak görülemez. Binlerce insanın emeğini, birikimini ve geleceğini ilgilendiren bu tablo; hukuk, ekonomi ve kamu denetimi açısından birlikte ele alınması gereken ciddi bir güven meselesidir. Gelinen noktada öncelik, mağduriyetlerin giderilmesi ve yatırımcıların haklarının eksiksiz biçimde korunmasıdır. Ancak bununla yetinilemez. Bu krizin nasıl ortaya çıktığı, denetim mekanizmalarının neden zamanında ve etkili şekilde işletilmediği, varsa ihmal ve sorumlulukların kimlere ait olduğu bütün yönleriyle ortaya çıkarılmalıdır."

"Haksız kazanç alanlarıyla mücadelede etkin denetim şart"

Fon krizinin yalnızca belirli kişi veya kurumların sorumluluğuyla sınırlandırılmaması gerektiğine dikkat çekilen değerlendirmede, ekonomik sistemde hukukun üstünlüğü ve denetim mekanizmalarının önemine işaret edildi.

HÜDA PAR Genel Merkezi, açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı:

"Meseleyi yalnızca birkaç kişi veya kurum üzerinden okumak da eksik olacaktır. Fon krizi; yolsuzluk, rüşvet, tefecilik, kumar ve bahis gibi haksız kazanç alanlarıyla mücadelede güçlü bir hukuk düzeninin ve etkin denetimin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir."

"Hiç kimsenin nüfuzu, makamı veya ekonomik gücü hukukun üzerinde olmamalıdır"

Ekonomik güvenin yeniden tesis edilmesi için adalet, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin esas alınması gerektiği belirtilen açıklamada, benzer mağduriyetlerin önüne geçecek kalıcı düzenlemeler yapılması istendi.

Değerlendirmede şu ifadelere yer verildi:

"Ekonomide güvenin temeli hukuktur; hukukun temeli ise adalet, şeffaflık ve hesap verebilirliktir. Hiç kimsenin nüfuzu, makamı veya ekonomik gücü hukukun üzerinde olmamalıdır. Türkiye'nin ihtiyacı, krizi geçici tedbirlerle yönetmek değil; benzer mağduriyetlerin yeniden yaşanmasını önleyecek güçlü denetim mekanizmaları kurmak; insanı, emeği ve hakkı merkeze alan adil bir ekonomik ve hukuki düzeni hayata geçirmektir."

"Üniversite hastanelerinde eş durumu mağduriyeti sürüyor"

HÜDA PAR'ın haftalık gündem değerlendirmesinde üniversite hastanelerinde görev yapan sağlık çalışanlarının eş durumu nedeniyle karşılaştığı tayin sorunları da gündeme getirildi.

Aile bütünlüğünün korunmasına yönelik politikalar ile kamu personelinin çalışma hayatındaki uygulamalar arasında uyum sağlanması gerektiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

"2025 Aile Yılı'nın ardından 2026-2035 döneminin 'Aile ve Nüfus On Yılı' olarak belirlenmesi, aile kurumunun korunmasına ve güçlendirilmesine verilen önemin açık bir göstergesidir. Ancak aile bütünlüğünün korunmasına yönelik hedeflere rağmen üniversite hastanelerinde görev yapan sağlık çalışanlarımızın eş durumu nedeniyle görev yeri değişikliği taleplerinde yaşanan sorunlar halen devam etmektedir."

Üniversitelerin idari ve mali yapıları ile sağlık hizmetlerinin sürekliliğinin dikkate alınması gerektiği ifade edilen açıklamada, bu durumların aile birliğini koruyacak çözümler geliştirilmesine engel olmaması gerektiği vurgulandı.

"Aile ve Nüfus On Yılı hedefleri yalnızca söylemde kalmamalı"

Üniversite hastanelerinde görev yapan personelin eş durumu tayinlerinde daha esnek ve uygulanabilir yöntemlerin geliştirilmesi istendi. Bazı kamu kurumlarında uygulanan becayiş ve karşılıklı eşleştirme yöntemlerinin üniversite hastanelerinde de değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

HÜDA PAR Genel Merkezi tarafından yapılan açıklamada şu çağrıya yer verildi:

"'Aile ve Nüfus On Yılı' hedefleri yalnızca söylemde kalmamalı, çalışma hayatındaki uygulamalara da yansıması gerekmektedir. Bu çerçevede üniversitelerimizin eş durumu nedeniyle tayin taleplerine daha yapıcı yaklaşması, kurumlar arası geçiş ve tayin imkânlarının önündeki engellerin azaltılması ve aile bütünlüğünü bozan uygulamaların giderilmesi çağrısında bulunuyoruz."

"Aile yapımızı ekranlarda ve dijital mecralarda da korumalıyız"

Haftalık değerlendirmede televizyon programları ve dijital platformlarda yayımlanan bazı içeriklerin aile mahremiyeti ve toplumsal değerler üzerindeki etkilerine de dikkat çekildi.

Aile yapısını tehdit eden suç ve istismar odaklarına karşı yürütülen "Ailem Güvende" operasyonlarına değinilen açıklamada, televizyon ekranları ve dijital mecralardaki yayınlara ilişkin denetimlerin de önem taşıdığı ifade edildi.

HÜDA PAR, özellikle gündüz kuşağı programlarında kişisel ve ailevi meselelerin kamuoyu önünde tartışılmasını eleştirerek şu ifadeleri kullandı:

"Gündüz kuşağı programlarında aile mahremiyeti reyting uğruna ihlal edilmekte, adli vakalar ekranlarda tartışmaya açılmakta, şikâyetler ve suç iddiaları adeta birer medya yargılamasına dönüştürülmektedir. Oysa suçun araştırılacağı, delillerin değerlendirileceği ve adaletin tecelli edeceği yer televizyon ekranları değil, yargı mercileridir. Medya, kendisini mahkemenin yerine koymamalıdır."

"Dijital teşhir çocukları tehdit ediyor"

TikTok, Instagram ve benzeri sosyal medya platformlarında çocukların mahremiyetini ihlal eden içeriklerin yaygınlaşmasına da değinilen değerlendirmede, dijital ortamda çocukların korunmasına yönelik tedbirlerin artırılması gerektiği belirtildi.

Açıklamada, çocukların sosyal medya etkileşimi uğruna görünür hale getirilmesinin güvenlik ve gelişim açısından riskler oluşturduğu vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:

"Beğeni ve etkileşim uğruna çocukların dijital ortamda teşhir edilmesi, onları ciddi güvenlik ve gelişim riskleriyle karşı karşıya bırakmaktadır."

"Aileyi korumak, toplumun geleceğini korumaktır"

HÜDA PAR Genel Merkezi, aile mahremiyetinin korunması ve çocukların zararlı dijital içeriklerden uzak tutulması için ilgili kurumların daha etkin önlemler alması gerektiğini belirtti.

Açıklamanın son bölümünde ailelerin ve eğitimcilerin dijital riskler konusunda bilinçlendirilmesinin önemine dikkat çekilerek şu çağrı yapıldı:

"Aileyi korumak, yalnızca suçla mücadele etmekten ibaret değildir. Aile mahremiyetini ve çocuklarımızı ekranlardan ve dijital mecralardan yayılan zararlı içeriklerden korumak da bu mücadelenin bir parçasıdır. Yetkili kurumlar daha etkin ve caydırıcı tedbirler almalı, aileler ve eğitimciler dijital riskler konusunda bilinçlendirilmelidir. Aileyi korumak, toplumun geleceğini korumaktır."

Kaynak: Cumha

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…